Dun Ingiltere'de yuzlerce sosyal sorumluluk kurumundan biri olan "Teach First"un duzenledigi film gosterimine gittim. Film: Precious, ciktiginizda tam olarak ne hissedeceginizi bilemediginiz, Harlem'de gecen, oldukca ic parcalayan bir film. Ancak gorulmesi gerekiyor. Tanitim filmi asagida, film Turkiye'de !f kapsaminda 13 Subatta Istanbul'da gosterimdeymis. Nedense !f Ankara'nin listesine girememis... Filmi bulup izleyin...
Precious Trailer
Teach First'e gelelim; basarili universite mezunlarini 2 senelik bir egitim ve liderlik egitimine alarak, Precious gibi genclerin hayatlarini degistirmeyi hedefliyor. 7-8 senedir gayet basarili bir is cikardiklari da kesin. Teach First hakkinda buradan daha detayli bilgi alabilirsiniz. Sosyal Sorumluluk projelerine bakisiniz zaten Londra'ya ayak bastiginiz an gordugunuz billboard, TV, internet reklamlari ile degisiyor, ve kurumlara guveniyorsunuz. Dolayisi ile yardim etmek icin elinizden geleni yapmak bir vatandaslik gorevi aslinda burada...
Sinema gosterimi Angel'daki Screen on the Green'deydi. Sahane bir sinema.
Filmden ciktigimda (izlerseniz hak vereceksiniz sanirim) parlayan renklerden baska hicbir sey dikkatimi cekmedi. Size Angel'dan 3 renk;
angel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
angel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2010 Salı
12 Mayıs 2009 Salı
Angel'da Sakin Vakit Disinda Nasil Vakit Gecirilebilir ki?
Yapilacaklar gayet net;
Otobus veya metroyla Angel'a gelinir.

Angel binasinin onunde bir durulur, Charles Dickens'in Oliver Twist'in bir bölümünü bu binada yazdığı ve kitapta da aynı bölgede geçen bölümün hangisi olduğu hatırlanmaya çalışılır ancak çok zorlanmaz. Hava guzelse hemen The York'a ugranir bir yarim pint veya kahve alinarak guneslenilir. Bu sırada mümkünse Adele'den Hometown isimli şarkı dinlenir.


Sonra 2-3 dakika yürüme mesafesinde olan Pierrepont Arcade'e girilir.
Biraz 50lerin Italyan kartpostallarina, biraz bugs bunny'nin eski baskilarina bakılır...


Büyük ihtimalle almayacak olsanız da sarı çantalar, ve eski kıyafetler bir kesilir,


Son olarak elbette acıkılır ve Meksika yemeğinde tek geçtiğim Chilango'da şahane bir burrito yenilir.

Yetmediyse Camden Head pub'ının üst katındaki stand-up şovları izlenmeye gidilir.

Daha da yetmediyse Angel/Old Street gece hayatına itina ile adım atılır.
Otobus veya metroyla Angel'a gelinir.

Angel binasinin onunde bir durulur, Charles Dickens'in Oliver Twist'in bir bölümünü bu binada yazdığı ve kitapta da aynı bölgede geçen bölümün hangisi olduğu hatırlanmaya çalışılır ancak çok zorlanmaz. Hava guzelse hemen The York'a ugranir bir yarim pint veya kahve alinarak guneslenilir. Bu sırada mümkünse Adele'den Hometown isimli şarkı dinlenir.


Sonra 2-3 dakika yürüme mesafesinde olan Pierrepont Arcade'e girilir.
Biraz 50lerin Italyan kartpostallarina, biraz bugs bunny'nin eski baskilarina bakılır...

Büyük ihtimalle almayacak olsanız da sarı çantalar, ve eski kıyafetler bir kesilir,


Son olarak elbette acıkılır ve Meksika yemeğinde tek geçtiğim Chilango'da şahane bir burrito yenilir.

Yetmediyse Camden Head pub'ının üst katındaki stand-up şovları izlenmeye gidilir.

Daha da yetmediyse Angel/Old Street gece hayatına itina ile adım atılır.
Labels:
angel,
londra,
londra rehberi,
pierrepoint arcade
8 Mayıs 2009 Cuma
Londra ve Şahsına Münhasır Olma Durumu
Londra'nın şahsına münhasır bir şehir olduğu elbette aşikar. Şahsına münhasırlık şehrin mimari yapısından çok, içinde İngilizler tarafından hem asil olarak konumlandırılıp hem de kendisiyle bol bol eğlenilen bir kraliçenin olması, Londra'da yaşayan kişilerin %25'inin başka ülkelerden gelmiş olması, gündüz partileri ve iş çıkışı ağır içicilerin metrolarda, otobülerde yere yıkılmaları, yolda yürürken bir delinin size yaklaşıp evlilik teklif etmesi, kitap okuyup felsefe tartışan ayyaş dilencileri, her sabah evimizin sokağını süpüren punk belediye görevlisi, duvar sanatı, retro eşya pazarları, sokak kültürü... sayesinde sanırım. Fotograflar konuşsun...
Londra'nın doğusundaki Dalston civarında bir duvar...
Spitalfields Market içinden mesaj kaygılı bir çalışma...
Models da bir nevi Belfıtığı tadında bir söylem sanırım...
Doğal ürün satan bir mağazanın reklam malzemesi...
Kıroluğun ingilizcesi, Londra'nın The City olarak anılan bölgesinden.
Angel'da bir antika mağazasında bir tac...
Londra'nın doğusundaki Dalston civarında bir duvar...
Spitalfields Market içinden mesaj kaygılı bir çalışma...
Models da bir nevi Belfıtığı tadında bir söylem sanırım...
Doğal ürün satan bir mağazanın reklam malzemesi...
Kıroluğun ingilizcesi, Londra'nın The City olarak anılan bölgesinden.
Angel'da bir antika mağazasında bir tac...
Labels:
angel,
dalston,
kraliçe,
londra,
londra rehberi
3 Aralık 2008 Çarşamba
Angel'da Bir Kemanci...
Cogumuz icin keman calmak cince konusabilmek gibi. Bir de ipte ileri geri giderken keman calabilseydiniz acaba ne kadar para kazanirdiniz :)
Labels:
angel,
islington,
kemanci,
londra,
londra rehberi
10 Kasım 2008 Pazartesi
Angel, 2. el kiyafet bulma noktasi
Angel Londra'nin Kuzeyinde Islington'da. Lakin Londra'ya gelip de burada gezmemek olmaz. Angel genel olarak gece hayati, unlu kulupleriyle bilinse de gunduz gittiginizde de yapilacak bir cok sey var... Sanat galerilerini, tiyatrolari atlayarak alisveris ve yeme-icme bolumune geciyorum.1 - Mutlaka solda gormus oldugunuz Angel otobus duragindan karsiya gecip bir paralel sokaktaki yalniz haftasonlari acik olan pazara girin. Burada bir cok 2. el sergisi/magazasi goreceksiniz ki 80lerin cingene pembesi cerceveli gunes gozluklerini 10 pound'a, Burberry's pardosuleri 60 pounda, ve sahane 2. el kiyafetleri cok uygun fiyata alabilirsiniz. Burada acik havada satis yapan 50 yas uzeri cifti gordugunuzde mutlaka durup sohbet edin, emin olun cok egleneceksiniz :)

2 - Nasilsa o kadar yurumeye acikacaksiniz, o zaman tekrar caddeye cikin ve kendinize bir Meksika yemegi hediye edin. Onerim tavuklu burrito ve yaninda Modelo bira. Turk olarak ne kadar aciya alisik da olsak, gaza gelip cok aci istememenizi oneririm. Deneme olarak orta aciyla baslayabilirsiniz.

3 - Ingiltere'de UK Cancer Research icin destek saglamak amaciyla acilmis cesitli magazalar var. bu magazalarda da genel olarak kiyafet bulabiliyorsunuz. Siz hayirsever olarak kiyafetlerinizi, esyalarinizi bagisliyorsunuz. Bu esyalara da markalarina ve eskimislik durumuna gore degisen fiyatlari verilmekte. Siz de tuketici olarak bu esyalari alarak kanser arastirmalarina destek saglamaktasiniz. Hem uygun fiyata esya satin alabilir hem de boyle ulvi bir amaca destek olarak kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.

4 - Gitmeden once The York'da mutlaka birer ale icin. Klasik bir ingiliz pub'inda klasik ingiliz ickisini icmeden olmaz ;)

Kaydol:
Yorumlar (Atom)
